İçeriğe geç

Erik hoşafı düdüklüde kaç dakikada pişer ?

Erik Hoşafı Düdüklüde Kaç Dakikada Pişer? Bir Yudum Hatıra, Bir Yudum Duygu

Bugün, aslında ne yazacağımı bilmiyordum. Kayseri’nin o soğuk akşamında, evin içinde tek başıma oturmuş, elimde günlük kalemiyle ne yapacağımı düşünüyorum. O an, mutfaktan gelen hoş bir koku, sanki kaybolmuş bir hatırayı bana geri getirdi. Erik hoşafı, annemin yıllardır yaptığı ve her bir kaşığında geçmişi hissettiğim o eski tat. Hatırlıyorum, mutfakta annemle birlikte yemek yaparken o çocukluk günlerimi, her bir anı… “Erik hoşafı düdüklüde kaç dakikada pişer?” diye sormamın ardından başlayan bir yolculuk bu. Bazen bazı sorular, aslında içindeki cevapsız duyguları aramaktan başka bir şey olmuyor. Ama neyse, gelin size bu duygusal anı anlatayım.

Bir Soru, Bir Yudum Heyecan

O gün, kaybolmuş bir hatıra gibiydi. Evet, yıllardır görmediğim o eski mutfak kokusu tekrar havada dolaşıyordu. Annem, erik hoşafını yapmayı çok severdi. Hem de her zaman aynı şekilde. Erikleri yıkayıp, şekeri ekler, bir iki parça tarçın atıp kaynatmaya başlardı. Sonra o eski kazanı alıp, evin her yerine o sıcak, tatlı kokusunu yayar, mutfakta sabırla pişmesini beklerdi. Ama bu sefer, annem uzaklardaydı. Kendimce pişirmeyi denemek istedim. Ama bir fark vardı, bu sefer düdüklü tencereyle yapacaktım.

Bir an, kendi kendime düşündüm: “Erik hoşafı düdüklüde kaç dakikada pişer?” diye… Hani o eski zamanlardaki gibi, annemin bana gösterdiği o sabırla mı pişirecektim? Ya da sadece hızlıca ve aceleyle bitirecek miydim? Düdüklü tencere, bana zaman kazandıran bir araç gibiydi ama içimde bir ses hep “yavaş ol, sabırlı ol” diyordu. Bir taraftan annemin pişirme biçimi aklımda, diğer taraftan modern zamanın hızına uymak istemem arasında bir bocalama vardı. Sonunda düdüklü tencerenin kapağını kapatıp pişirmeye başladım.

O Düdüklü Tencere ve Geçmişin Yankıları

O an, düdüklü tencerenin sesi bir an için bana annemin mutfaktaki sesini hatırlattı. Tencere kaynamaya başladıkça, geçmişin o sıcak zamanları gözümün önüne geldi. O eski sofralar, hep beraber oturduğumuz akşam yemekleri… O zamanlar belki çok şey düşünmeden, sadece anı yaşardık. Ama şimdi, her şey hızla değişiyor ve her şeyin cevabını arıyoruz. Oysa, bazen cevabın sadece içindeki duygularda saklı olduğunu unutuveriyoruz.

Bir süre sonra, düdüklü tencere hızla pişirmeye başladı. İçimde bir heyecan vardı. Acaba her şey yolunda mı gidiyordu? Eriklerin tam istediğim gibi olmuş olacağını düşündüm. Ama içimdeki o küçük korku da vardı: “Ya çok pişerse? Ya her şeyin tadı değişirse?” Çoğu zaman hayat da böyle değil mi? Ne kadar hızlı gitsek de, ne kadar hızlandırmaya çalışsak da, bazı şeyler zamanla olmalı. Biraz sabır, biraz emek. Tıpkı bu erik hoşafı gibi…

Biraz Hızlı, Biraz Sabırlı

Erik hoşafı pişerken, bir yandan sabırsızlıkla tencerenin düdüğünü dinliyorum. Her zaman aceleciyimdir, çoğu zaman her şeyin hemen bitmesini isterim. Ama bu kez fark ettiğim şey, belki de her şeyin kendi doğal ritminde olması gerektiği. Bir şeyin hızlı olması, ona ne kadar derinlik katıyor ki? Erik hoşafı pişerken yaşadığım bu duygular, aslında hayatın içindeki hızlı geçen ama içinde derin anlamlar barındıran anları da hatırlatıyordu. Bir taraftan kaybolmuş zamanlar, bir taraftan hızla geçen anlar…

Düdüklü tencerenin düdüğü son bir kez öttü ve ben de sabırsızca kapağını açtım. O an, erikler taze, o kadar güzel pişmişti ki. Şekeri ve tarçını tam kıvamında olmuştu. Bir yudum aldım ve içimi ısıtan o eski hatıra tekrar canlandı. Annemin mutfaktaki sabırlı elleriyle yaptığı gibi, her şey yavaş yavaş güzelleşti. Evet, her şey hızla pişmişti ama içindeki hisler ve anılar sabırla pişmişti.

Sonuçta Ne Öğrendim?

Erik hoşafı düdüklüde kaç dakikada pişer sorusunun cevabı basitti: 15-20 dakika. Ama bu soruyu sorarken, aslında kendi içimde çok daha fazla şey sorguladım. Zamanın hızına karşı duyduğum korkuyu, sabırsızlığımı ve aslında her şeyin doğal sürecinde olmanın önemini fark ettim. Bir yudum erik hoşafı, bana ne kadar sabırlı olmam gerektiğini hatırlattı. Geçmişe, annemin mutfağına ve o eski zamanlara bir yolculuk gibiydi. Ama bir yandan da, bu yolculuk bana şunu öğretti: Her şeyin tam zamanında pişmesi, en güzel haliyle buluşması için, bazen hızlı gitmektense, durup hissetmek lazım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet yeni giriş