Hangi Şeyler Gaz Yapar?
Gaz yapmak… Bu, belki de herkesin yaşamında karşılaştığı, gizlice bir kenara atmak zorunda kaldığı ama bir şekilde hepimizin anlık bir arkadaşlık testi haline gelen o şey. Hadi gel, her şeyin başı doğal olmak dedik. Çünkü “gaz” olayı, hem bedensel hem de sosyal bir mesele! Bizim gibi gençler, İzmir sokaklarında birbirimize gaz yapmadan yaşayamayız zaten. Ama hadi, bunu daha derinlemesine inceleyelim. Neymiş o şeyler, gaz yapan?
1. O Hafif Yediğin Yiyecekler
Bazen her şey normal giderken, ne olduğunu anlamadan midemiz bir anda hareketlenir. Örneğin, salatanın üzerine döktüğümüz o saf limon suyu, sanki ortada bir gaz bombası patlatmış gibi midemizde tepki verir. “Ne olabilir ki?” diye düşünürken, hop! Gazlar başlar.
O limon suyu zaten baş belasıdır, değil mi? Yediğiniz her şeyi sindirirken bir anda evren size “Ey, bu kadar kolay olamaz” dercesine gaz dalgasını gönderir. Arka planda bir müzik açılır, işte bu çok klişe ama “çok şey” bir anı: Bombalar patlıyor, her şey duman içinde…
Ben: “Bunu yediğimden beri bir değişiklik hissettim ama…”
Arkadaş: “Aaa, ya benden değil mi o? Gaz yapar, gaz…”
İzmir’de bir kafede, midemizin gazıyla baş başa kalmamız, aslında bir sosyal deneydir. Her şey yolunda gibi gözükürken, o masaya gelen tabaktan sonraki birkaç dakika, bir anda her şeyin değişmesine neden olabilir.
2. Fasulyenin Masum Görünümü
Fasulye. Evet, fasulye. Son derece masum görünen, yeşil olmasa bile iyimserlik kokan bu küçük tanecikler, inanılmaz bir gaz yapıcı güce sahiptir. Hiç unutur musunuz, evde annemizin yaptığından bir tabak fazladan aldığınızda, o koca tencereyi afiyetle mideye indirdiğinizde nasıl bir huzur hissettiğinizi? Oysa bir iki saat sonra o fasulyenin sindirilme hikayesinin sonuçları, sosyal hayatınızı sıkıntıya sokabilir. Hele ki, misafirliğe gidiyorsanız ya da tam bir randevu hazırlığındaysanız, o fasulyelerin size hazırladığı gaz tuzağını düşünmek bile ciddî bir stres kaynağıdır.
Ben (iç sesim): “O kadar iyi başladık ki bu yemek, bakalım nasıl bitireceğiz…”
Gaz yapmak insanın en azından komik anılar yaratmasına da neden olabilir. Fasulye sonrası sosyal ortamın değişen enerjisi ve havayı koklamadan dışarıya kaçmaya karar verirken, aslında insanın daha iyi analiz yapabilmesi gerekiyor.
Arkadaş: “Bir tek ben mi hissediyorum bunu?”
Ben (gizlice): “Hayır be, gaz yapmadım! Biraz taze hava alırım, tamam!”
Bazen “gaz” bir arkadaşın en iyi terapi aracı olabiliyor. Her şey yavaşça çözülürken, kısacık bir sohbetin arkasındaki mesajları anlamak çok daha eğlenceli olabilir.
3. Kolalı İçeceklerin Masumiyetine Dair Derin Sorular
Bir gün, derin bir kahve sohbeti yapmak için eski arkadaşlarım gibi bir araya gelmişken, bir arkadaşım kolalı bir içecek sipariş etti. “Hadi ya, kolalı içecekler de gaz yapar mı?” diye düşündüm. Ama bu sefer gülümsedim ve hemen iç sesimi bastırıp şunu söyledim:
Ben: “İç, iç, belki her şey yolunda gider.”
Kolalı içeceklerin şeker ve asidik yapısı aslında bedende gaz üretiminde en yüksek seviyeyi tetikler. Bu biraz da kuralların dışına çıkma ve ilginç bir şekilde toplumsal normları zorlayan bir macera gibidir. Yavaşça kafede hissettiklerimiz, masum bir sıradanlık olarak başlamış olsa da, sonunda çok ilginç bir şekilde patlayan bir soruya dönüşür.
Ben (iç sesim): “Hadi, bu kadar gaz yaptıktan sonra burada ne olacak, göreceğiz!”
Ama bunlar olurken, arkadaşlar arasında kimseyi küçük düşürmeden, sorular sormak da önemli.
4. Yediğiniz Her Şeyin Arka Bahçesi: “Lactose Intolerance”
Bir de laktoz intoleransı denen olay var. O azgın, kötü bir canavardır. Çünkü tam olarak ne olacağını kimse bilemez. Kimse size bu kahveye biraz süt koyma konusunda ikna edemez. Çünkü bir yudum süt, seni kimsenin tahmin edemeyeceği bir gaz patlamasının içine sürükleyebilir.
Ben: “Neden bir kenara oturup o sütlü tatlıyı bekleyelim? Bizim midemiz bir şekilde hazırlıksız olabilir…”
Bir gün, zaten İzmirlilerin bol bol içtiği dondurmalara biraz dikkat etmeniz gerekiyor. Her şeyin dışarıdan mükemmel gözükmesi, içeride o dondurmanın gaz yapmaya başlamasını engellemiyor.
5. Kısacık bir Diyalog: “O Gazı İstemem”
Günümüzde bir yanda insanlar bir başka, bir yanda gazların patladığı ortamlar ve ortamların hızla değişen gülümsemeleri, diğer tarafta ise tam olarak “gastronomi” deneyiminin tam içinde olmayanlar…
Ben: “Yani, bu kadar yemek, bu kadar tatlar… Ne yapacağız?”
Arkadaş: “Açık hava lazım! O kadar gazı bir anda içimden atmak…!”
İç sesimle “Evet, keşke. Bir an önce rahatlasam” diye düşünüyorum.
Gerçekten, içinde bulunduğumuz an, o anın gerçekliğiyle birlikte başka bir yere kayboluyor.
Sonuç: Gaz Yapmak, Tüm Bedenin Çıkışı
Özetle, hangi şeyler gaz yapar diye soranlara cevap bulmak bazen biraz kafa karıştırıcı olabilir ama her bir şeyin gaz yapabilme potansiyeli gerçekten var. Sadece biz bunun farkına varamıyoruz. Midemizde bir şeyin ne zaman patlayacağını, hangi ortamda bu gazın ortaya çıkacağı hiçbir zaman bilemiyoruz. Ama arkadaşlarımıza, kollarımızdaki rahatlığa, derin içsel seslere güvenmeliyiz.
İzmir’in sıcak sokaklarında bir akşamı gazlı içeceklerle, fasulyeyle, bir kaç tatlı kaşığı eklenmiş sütle geçirdiğimizde, sosyal ortamın gazladığı anları tekrar hatırlayacağız. Önemli olan bu gazı ne şekilde atıp, hayatımızı nasıl devam ettireceğimiz, yoksa dışarıda ne yapacağımız asıl mesele değil.
Şimdi, gaz olayını sonlandırmak adına biraz daha derin bir nefes alıp, rahatlayalım. Tabii, ara ara fasulye yemeyi unutmadan!